Kadir Uğur Yılmaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mansur Yavaş’a Bir Özür Borcum var!

Mansur Yavaş’a Bir Özür Borcum var!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Doğru Zamanın Haklılığı ve Mansur Yavaş’tan Özür

​Siyaset, sadece doğruları söyleme sanatı değildir; aynı zamanda o doğruları en doğru zamanda, en doğru zeminle buluşturma becerisidir. Çoğu zaman kendi haklılığımıza, heyecanımıza ve toplumsal talebin coşkusuna kapılıp, arka plandaki büyük stratejiyi, zamanlamanın o can alıcı dehasını ıskalayabiliyoruz. Bugün geriye dönüp baktığımda, kendime dair bir itirafta bulunmam ve kamunun huzurunda bir hakkı teslim etmem gerektiğine inanıyorum: Sayın Mansur Yavaş’a bir özür borcumuz var.

​Geçtiğimiz süreçte, “Toy kurulsun, kurultay toplansın, Mansur Başkan Cumhurbaşkanı adayımız olsun” diye en çok ses çıkaranlardan, bu uğurda kalem oynatıp mücadele verenlerden biri de bendim. Söylediklerim, yazdıklarım, toplumsal tabandaki o büyük karşılığı okuma biçimim yüzde yüz doğruydu; buna bugün de inanıyorum. Ancak o dönemde ıskaladığım, yeni yeni idrak ve kabul ettiğim çok temel bir gerçek vardı: Zamanlama.

​Bizler meydanlarda, köşelerde bu çağrıları yaparken Mansur Başkan sesiz kaldı, adeta bizi görmezden, duymazdan geldi. O günlerde ortak dostlarımızın bize ilettiği “Acele etme, sabırlı ol, bekle” telkinlerine karşı her zaman mesafeli durdum, heyecanımızın önünde birer fren gibi gördüm bu sözleri.

​Tam da bu noktada, sevgili dostum Sayın Alparslan Yılmaz ile yaptığımız bir sohbet duruyor zihnimde. Kulaklarımdan gitmeyen o sözü bugün her şeyden daha anlamlı:

​”Doğru yapmak, doğru zamanda yapmakla anlam bulur.”

​Bugün taşlar yerine oturduğunda, resmin bütününe yukardan bakabildiğimde bu sözün ağırlığını çok daha iyi kavrıyorum. Bugün Ekrem İmamoğlu’na, Özgür Özel’e, Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve muhalefetin üzerindeki o ağır siyasi baskılara, kurulan setlere, açılan davalara bakınca arkadaki o büyük dalgayı daha net görebiliyorum.

​Eğer Mansur Başkan, bizim o günkü toy ve kurultay heyecanımıza kapılıp erken bir hamle yapsaydı, zamanından önce o mindere çıksaydı, hepimizin başına nelerin gelebileceğini, o büyük yürüyüşün nasıl bir erken yıpratma ve tasfiye operasyonuyla karşı karşıya kalacağını bugün yaşananlara bakarak çok daha iyi anlıyorum. Mansur Başkan’ın o günkü “sessizliği” bir duymazlıktan gelme değil, aksine devleti, siyaseti ve zamanın ruhunu okuyan muazzam bir sabır ve devlet adamlığı refleksiymiş. Siyaset elitlerinin hırslarına, bizim gibi sabırsız aydınların heyecanına teslim olmayarak hem kendini hem de Türkiye’nin geleceğe dair umutlarını korumuş.

​Kendi adıma, o dönemdeki sabırsızlığım, zamanlamayı ıskalayan haklılığım ve o bilgece duruşu tam olarak kavrayamadığım için sevgili Mansur Başkanımdan samimi olarak özür dilerim.

​Tarih, haklı çıkanları yazar; ama en çok da doğru zamanı sabırla bekleyenleri alkışlar.

Mansur Yavaş’a Bir Özür Borcum var!
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin