Yıllardır bu millete bir masal anlattılar.
Adına “derin devlet” dediler.
Öyle bir anlattılar ki, sanki bu ülkede seçimleri millet değil görünmez adamlar kazanıyor, hükümetleri millet değil birtakım karanlık odalar kuruyor, devletin sahibi millet değil bir avuç seçilmiş zümreymiş gibi…
İnsan bazen gülmeden edemiyor.
Çünkü Türkiye’de “derin devlet” denilen hikâyenin önemli bir kısmı aslında milletin üzerine kurulmuş vesayet düzeninin makyajlanmış halidir.
Bu konuyu anlamak isteyenlere iki kitap tavsiye ediyorum.
Mustafa Yıldırım’ın “Sivil Örümceğin Ağında” ve Süleyman Yeşilyurt’un “Paşaların Saltanatı” isimli eserleri.
Bu iki kitabı okuduğunuzda Türkiye’de yaşanan birçok olayın arkasındaki ilişki ağlarını, bürokratik tahakkümü, sermaye-medya-siyaset üçgenini ve millet adına karar verme hastalığını daha net görmeye başlıyorsunuz.
Yıllarca bu ülkede millet küçümsendi.
Köylü küçümsendi.
Esnaf küçümsendi.
Muhafazakâr küçümsendi.
Milliyetçi küçümsendi.
Sandık küçümsendi.
Milletin verdiği kararlar küçümsendi.
Sonra dönüp buna “devleti koruyoruz” dediler.
Hayır efendiler!
Devleti korumadınız.
Kendi ayrıcalıklarınızı korudunuz.
Makamlarınızı korudunuz.
İmtiyazlarınızı korudunuz.
Milletin vergisiyle oluşan gücü milletin üzerinde kullanmaya çalıştınız.
İşte tam burada Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o büyük sözü karşımıza çıkıyor:
“Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
Bu söz sadece Kurtuluş Savaşı’nın parolası değildir.
Bu söz, vesayet düzenine vurulmuş en büyük tokattır.
Atatürk burada kurtuluş adresi olarak paşaları göstermiyor.
Bürokrasiyi göstermiyor.
Zenginleri göstermiyor.
Karanlık odaları göstermiyor.
Milleti gösteriyor.
Bugün hâlâ her olayın arkasında bir derin devlet arayanlar önce şu soruya cevap versin:
Madem her şeye hâkim bir derin devlet vardı, neden bu ülke darbeler yaşadı?
Neden ekonomik krizler gördü?
Neden terörle mücadelede on binlerce evladını şehit verdi?
Neden devletin içine FETÖ gibi bir ihanet şebekesi sızabildi?
Gerçek şu ki; devletin içine zaman zaman çeşitli klikler, çıkar grupları ve vesayet odakları yerleşmiştir.
Fakat onların hiçbiri milletten büyük olmamıştır.
15 Temmuz gecesi bunu hep birlikte gördük.
Tankların önüne çıkan da milletti.
Kurşunlara göğsünü siper eden de milletti.
Devleti kurtaran da milletti.
Çünkü bu topraklarda devletin gerçek sahibi ne paşalardır ne bürokratlardır ne de birtakım imtiyazlı çevrelerdir.
Devletin sahibi millettir.
Ben yıllardır söylüyorum.
Derin devlet diye korkutulan şeyin büyük kısmı, millet iradesinin üzerinde kurulmak istenen tahakküm düzenidir.
Millet uyandığında bütün ağlar dağılır.
Bütün saltanatlar yıkılır.
Bütün maskeler düşer.
Ve geriye sadece şu gerçek kalır:
Bu devleti kuran da yaşatan da gerektiğinde yeniden ayağa kaldıracak olan da Türk Milletidir.












Yorumlar kapalı.