Kadir Uğur Yılmaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Zamanı Aşan Bir Yemin: Kerbela’dan Bugüne Adalet Nöbeti

Zamanı Aşan Bir Yemin: Kerbela’dan Bugüne Adalet Nöbeti

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsanlık tarihi güç, toprak ve ganimet peşinde koşanların savaşlarıyla doludur. Ordular kurulur, sınırlar çizilir, bayraklar dikilir ve geriye sadece tarihin tozlu sayfalarında kalacak maddi zaferler kalır. Ancak öyle anlar vardır ki, yeryüzünün tüm ihtişamı ve askeri gücü, tek bir duruşun, tek bir hakikat çığlığının karşısında hükmünü yitirir. İşte insanlık hafızasının en derin, en sarsıcı yarası olan Kerbela, sadece bir trajedinin değil; görkemli bir direnişin adıdır.

Bazen ruhumuzda anlamlandıramadığımız bir adalet sancısı taşırız. Zulme karşı duyulan o fıtri öfke, belki de zamanın ötesinden, ruhlarımızın şahit olduğu eski bir hesaplaşmadan gelir. İpek Yolu’nda asayişi sağlayan, sınırları koruyan, güç ve nizam üzerine kurulu dünyalardan gelip de Kerbela’nın o kavurucu sıcağına düşen bir göz, orada sadece bir savaşı görmez. Orada, insanlığın kırılma noktasını görür.

Bir yanda çöllerin ortasında susuzlukla ölüme terk edilen masum bebekler, diğer yanda zulmün ve kibrin en karanlık yüzü… Ve tam merkezde, akıbetini bile bile, beyaz atıyla ölüme ve ebediyete doğru at süren Hz. Hüseyin.

O güne kadar savaşları ganimet, toprak ya da sadece askeri bir görev olarak gören her yürek için Kerbela, sarsıcı bir uyanıştır. Çünkü orada sergilenen ölüm, sıradan bir yok oluş değil; adaletin, zulmün karşısında diktiği en görkemli abidedir. Mazlum için, hak için, insanlık onuru için ölüme yürümek; tarihin gördüğü en anlamlı zaferdir. Yezid’in orduları o günü kazandıklarını sanmış olabilirler, ancak zaman kimin muzaffer, kimin ilelebet mağlup olduğunu tüm yalınlığıyla ortaya koymuştur.

O vahşetin ortasında, vicdanının sesine itaat edip o cehennemden birkaç canı bile olsa çekip çıkarabilmek, bir insanın –veya bir askerin– kendine yapabileceği en büyük iyiliktir. Belki o gün her şeyi değiştirmeye gücümüz yetmedi; belki o büyük katliamı engelleyemedik ama safımızı belli ettik. Hakikatin ve adaletin yanında durma şerefini kuşandık.

Bu mücadele bitmedi. Kerbela, sadece hicri 61 yılında yaşanıp bitmiş tarihsel bir hadise değildir. Bugün de dünyanın dört bir yanında mazlumlar susuz bırakılıyor, adaletsizlik kol geziyor ve Yezid zihniyeti farklı maskelerle karşımıza çıkmaya devam ediyor.

Ruhumuz kaç hayattan geçerse geçsin, bu topraklarda kaç kez nefes alıp verirsek verelim, değişmeyen tek bir hakikat var: Zulme karşı sessiz kalmamak. Biz bu zalimlerle hangi zamanda, hangi mekanda ve kaç hayat boyunca savaşacağımızı bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz bir şey var ki; ne pahasına olursa olsun, her zaman hakkın, adaletin ve mazlumun yanında durmaya devam edeceğiz.

Çünkü Hüseyin’i o beyaz atın üzerinde görenlerin, bir daha adaletsizliğe göz yumması mümkün değildir. Bu, zamanı ve hayatları aşan bir yemindir.

Zamanı Aşan Bir Yemin: Kerbela’dan Bugüne Adalet Nöbeti
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin