Bakın size bir sendika anlatayım.
Ama öyle bildiğiniz, sadece toplu sözleşme masasında rakam pazarlığı yapan, aidat toplayıp gerisine karışan yapılardan bahsetmiyorum. Fabrika duvarlarının arasına sıkışıp kalmamış, sokağa taşmış, hayata dokunmuş bir anlayıştan söz ediyorum.
Çünkü bu ülkenin harcında, çeliğinde ve kalkınmasında Türk işçisinin alın teri vardır. O alın terinin arkasında ise yıllardır dimdik duran bir teşkilat bulunur: Türk Metal.
Biz bu topraklarda “Önce vatan” demeyi de biliriz, “Önce emek” demeyi de… Türk Metal, bu iki değeri aynı potada buluşturmayı başarmış bir sendikadır. Millî duruş ile emeğin mücadelesini birbirinden ayırmadan yol yürümüş, sadece bugünün değil yarının da hesabını yapmıştır. İleri görüşlülük bazen kürsülerde söylenen sözlerle değil, ortaya konulan eserlerle ölçülür. Türk Metal de bunu yıllardır yaptığı çalışmalarla gösteriyor.
Sadece kendi içine kapanıp “Biz bize yeteriz.” demiyor. Dünyanın en büyük küresel sendikal yapılarından biri olan IndustriALL Küresel Sendikası ile omuz omuza çalışıyor. Uluslararası kurultaylar düzenliyor, bilgi ve tecrübe paylaşımı yapıyor, Türk metal işçisinin sesini dünyanın dört bir yanına taşıyor. Küresel sermayenin karşısına yalnızca talepleriyle değil, vizyonuyla da çıkıyor. Çünkü biliyor ki değişen dünyada güçlü olmak, dünyayı takip etmekten geçiyor.
Fakat Türk Metal’i farklı kılan yalnızca uluslararası çalışmaları değil.
Bir sendika düşünün… Kadın işçisini yalnız bırakmıyor. Genç işçisini geleceğe hazırlıyor. Bununla da yetinmeyip çocuk kurultayları düzenleyerek işçi ailelerinin geleceğine yatırım yapıyor. Çünkü güçlü bir toplumun yolu yalnızca güçlü fabrikalardan değil, bilinçli nesillerden geçiyor.
Bu vizyonun devlet tarafından da takdir edilmesi tesadüf değil. Düzenlenen Genç İşçiler Kurultayı’na Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın katılması ve yapılan çalışmaları övgüyle değerlendirmesi, ortaya konulan anlayışın ne kadar dikkat çekici olduğunun göstergesidir.
Bir teşkilatı asıl güçlü yapan ise tabelası değil, ona ruh veren insanlardır.
Bugün Türk Metal’in başında bulunan Genel Başkan Uysal Altundağ, “İnsana sevgi, emeğe saygı” sözünü yalnızca kürsülerde dile getirilen bir slogan olarak bırakmıyor; teşkilatın çalışma anlayışına dönüştürüyor.
İşçinin yalnızca üretim bandındaki emeğine değil, hayatına da dokunmaya çalışıyor. Düğününde sevincini paylaşan, cenazesinde acısını omuzlayan, zor gününde yanında duran bir teşkilat anlayışı oluşturuyor. Çünkü sendikacılık sadece toplu sözleşme masasında verilen mücadele değildir; güven vermektir, dayanışmadır, aynı sofranın ekmeğini paylaşabilmektir.
Bugün Türkiye’nin üretim gücünü ayakta tutan en önemli unsur emektir. O emeğin hakkını savunan, millî menfaatleri gözetirken işçisinin hakkını da sonuna kadar koruyan kurumlar ise bu ülkenin sessiz kahramanlarıdır.
Türk Metal de yalnızca bir sendikanın adı değildir. Dayanışmanın, teşkilatçılığın, üretimin ve emeğe duyulan saygının adıdır.
Selam olsun çeliğe şekil veren emekçi ellere…
Selam olsun o elleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan Türk Metal teşkilatına…
Ve selam olsun, “İnsana sevgi, emeğe saygı” sözünü bir yaşam anlayışına dönüştüren Genel Başkan Uysal Altundağ’a.
Çünkü biz biliriz ki…
Emek yücelirse, üretim büyür. Üretim büyürse Türkiye güçlenir. Türkiye güçlendikçe de geleceğe olan inancımız daha da sağlamlaşır.












Yorumlar kapalı.