Anayasa’nın 3. maddesi orada kapı gibi duruyor. Üç kelime, tek bir hakikat: “Dili Türkçe’dir.”
Ama bakıyorsunuz Diyarbakır’a… Kendini devlet içinde devlet sanan bir zihniyet, fotoroman gibi bir “Kürt Dil Konferansı” düzenliyor. Sanırsınız belediye binası değil, eyalet parlamentosu!
Sokak isimlerini değiştir…
Parklara, caddelere kafana göre ad ver…
Resmi yazışmalarda Türkçe’yi kenara it, başka dili esas al…
Web sitelerini, sosyal medya hesaplarını yabancı bir ülkenin resmi kurumu gibi yönet…
Belediye bütçesinden pay ayır…
Ve en acısı… En tehlikelisi…
Kreşlerden, anaokullarından başlayarak küçücük çocukların zihnine o ayrılıkçı tohumları ekmeye çalış! Çocuk parkında, kreşte dil dayatması yapmak neyin nesi, kimin cüreti?
Açıkça soruyorum: Siz neyin hazırlığındasınız? Bu vatanın çocuklarını ortak dilden, ortak gelecekten, ortak vatandan koparıp nereye savurmak istiyorsunuz?
Şunu o kalın kafanıza iyice kazıyın:
Diyarbakır ne kadar Türkiye ise, İzmir de o kadar Türkiye’dir.
Van ne kadar bu milletin öz yurduysa, İstanbul da o kadar öz yurdudur.
Bu topraklarda “Türk Milleti”nden başka bir egemen güç, Türkçe’den başka bir resmi dil yoktur, olmayacaktır.
Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene” ilkesi, bu ülkenin harcıdır. O harcı kurcalamaya, etnik mikroplarla eritmeye kalkan her girişim, milli egemenlik ruhuna, şehitlerin kemiklerine ve Anayasa’ya karşı açık bir savaş ilanıdır.
Bu topraklar öyle masa başında çizilen yapay haritalarla kurulmadı. 1071’den beri Türk yurdudur burası. Bin yıldır Türk’ün kanıyla sulandı, anasının ak sütü gibi helal alnının teriyle yoğruldu. Üç beş belediye koltuğu işgal ettiniz diye, bu köklü çınarı etnik baltalarla budayabileceğinizi mi sandınız?
Diyarbakır Belediyesi’ni yöneten o aymaz zihniyete sesleniyorum:
Siz çocukların zihnini ne kadar bulandırmaya çalışırsanız, biz o çocuklara bu vatanın tekliğini o kadar gür sesle anlatacağız. Siz ne kadar o tabelaları, o dilleri zorla dayatırsanız; biz bu topraklarda Türk bilincini, Türk kültürünü ve Türkçe’nin asaletini o kadar çelikten bir iradeyle kazıyacağız.
Bu ülkenin tek bir kuralı var, bin yıldır değişmedi, bin yıl daha değişmeyecek:
Tek Vatan, Tek Bayrak, Tek Dil, Tek Millet!
Haddinizi bilin. Bu birliği sindiremeyen, bu bayrağın altında ortak dille yaşamayı içine sindiremeyenler için yol belli:
Ya sev, ya terk et!












Yorumlar kapalı.