Tarih bazen ilerlemez.
Sadece kıyafet değiştirir.
Dün kız çocuklarını toprağa gömen cehalet vardı.
Bugün “Kız çocukları okumasın.” diyen cehalet var.
Toprak değişti.
Cümle değişti.
Ama korku aynı kaldı.
Çünkü okuyan kadın, ezber bozandır.
Okuyan kadın, “Neden?” diye sorandır.
“Neden?” sorusu ise karanlığın en büyük düşmanıdır.
İnsanlık tarihinin en büyük korkusu, düşünen kadın olmuştur.
Oysa aynı tarih bize başka şeyler de anlatır.
Hz. Hatice, kendi ticaretini yöneten güçlü bir kadındı. Hz. Muhammed’in kızlarına gösterdiği sevgi ve saygı, kaynaklarda sıkça anlatılır. Demek ki kadını aşağılamak inancın değil; cehaletin tercihidir.
Sonra bu millet küllerinden yeniden doğdu.
Mustafa Kemal Atatürk, kadını yalnızca evin değil, Cumhuriyet’in de kurucu ortağı yaptı. Eğitim hakkını güvence altına aldı. Seçme ve seçilme hakkını tanıdı. Çünkü biliyordu ki kadın ayağa kalkmadan millet ayağa kalkamazdı.
Ama asıl mesele daha da eskidir.
Çünkü biz Türküz.
Türk töresinde kadın, yük değil yoldaştır.
Kurultaylarda hatun, hakanın yanında oturur; devlet işlerinde söz sahibidir.
Tomris Hatun, yalnızca bir hükümdar değil, bağımsızlığın sembolüdür.
Nene Hatun, cepheye mermi taşıyan iradedir.
Kara Fatma, işgal ordularına meydan okuyan cesarettir.
Şerife Bacı, donarak bile vatan emanetini bırakmayan fedakârlıktır.
Türk tarihinde kadın; gölgesi bile görülmesin denilen değil, bayrağı omuzlayan kişidir.
İşte bu yüzden Türk milletinin hafızasıyla kavga edenler önce kadını hedef alır.
Çünkü bilirler…
Kadın eğitilirse aile değişir.
Aile değişirse toplum değişir.
Toplum değişirse saltanat kurdukları cehalet çöker.
Mesele hiçbir zaman kadın olmadı.
Mesele, özgür akıldı.
Bugün bir kız çocuğunun elinden kitabı almak isteyenler, yarın bir milletin geleceğini karartmak ister.
Ama hesap etmedikleri bir şey var.
Bu topraklar, Bilge Kağan’ın töresini de, Atatürk’ün devrimlerini de aynı hafızada taşıyor.
Bu millet, kadını eve hapseden anlayışla değil; omuz omuza yürüyen kadın ve erkeğin kurduğu medeniyetle ayakta kaldı.
Kadını susturmak isteyenler tarihin her döneminde oldu.
Hiçbiri tarihin kazananı olmadı.
Çünkü bir milletin en büyük gücü ordusu değildir.
En büyük gücü; düşünen kadınları, okuyan kız çocukları ve hür vicdanlarıdır.
Kalemi kırmaya çalışanlar çok oldu.
Ama o kalem, her defasında karanlığın üzerine yeniden yazdı:
Cumhuriyet.
Eşitlik.
Özgürlük.
Ve Türk milletinin değişmez gerçeği…
Kadın yükselirse millet yükselir.












Yorumlar kapalı.