BÜYÜK GÜÇ, BÜYÜK ŞEREFSİZLİK GETİRİR ULEYN!
Biz yıllarca sinema salonlarında, çizgi roman sayfalarında yanlış hikayeleri alkışlamışız dindaşlar, yoldaşlar, vatandaşlar! Neymiş efendim; radyoaktif örümcek uysal, ezik bir çocuğu ısıracak da o çocuktan bir halk kahramanı çıkacakmış. “Büyük güç büyük sorumluluk getirir”miş… Geçiniz bunları, geçiniz! Burası ne New York, ne de buradaki güç o kadar masum!
Bizim buraların gerçeği tersine işler. Bizde güç, insanı “insan” olmaktan çıkarmaz; tam aksine, insanın içindeki o en ilkel, en çiğ, en bencil “insanlık virüsünü” serbest bırakır. Tıpkı bizim İnsanörümcek hikayesinde olduğu gibi…
Laboratuvarda kendi halinde, namusuyla sinek avlayan o masum örümceği, günün birinde radyoaktif bir insanoğlu gelip ısırıyor. Ve o andan itibaren doğanın dengesi şaşıyor. Örümcek birden insan özellikleri kazanıyor: Yalan, riya, kumpas, hırsızlık, hak yeme, arkadan iş çevirme…
Şimdi soruyorum size, bu hikaye sadece bir karikatürden mi ibaret? Gözünüzü açın ve etrafınıza bakın!
Siyaset arenasından tutun da bürokrasinin dehlizlerine, cemiyet hayatından tutun da sivil toplumun “koltuk sevdalıları”na kadar her yer İnsanörümcek kaynıyor. Göğsünde o süslü takım elbiseli insan logosunu taşıyan, ağzından “kamu yararı”, “halkın hizmetkarı” laflarını düşürmeyen ama ilk fırsatta karıncanın kışlık emeğine ağ atan kaç yaratık görüyorsunuz günde?
Dün arkasından kuyusunu kazdığı adamın bugün elini öpenler mi dersiniz… Kendini dev aynasında görüp, altındaki masum halkı ezmeyi “güç gösterisi” sananlar mı dersiniz… Gücü eline aldığı an, dün şikayet ettiği ne kadar ahlaksızlık varsa hepsinin başrolüne geçen arsızlar mı dersiniz… Hepsi aynı laboratuvarın, aynı zehirli virüsün ürünü!
Doğanın kendi bir kanunu vardır; arı balını yapar, karınca buğdayını taşır, örümcek ağını örer. Ama ne zaman ki o güç odaklarına “insani hırslar”, “cebini doldurma güdüleri” ve “koltuk hırsı” bulaşır; işte o zaman ormanda, sokakta, ülkede huzur kalmaz. Diğer tüm canlılar, tüm dürüst insanlar panik halinde kaçışmaya başlar: “Kaçın, İnsanörümcek geliyor!” diye.
Sözü hiç eğip bükmeye gerek yok. Gücü ele geçirince karakterini, dürüstlüğünü ve omurgasını o güç masasında bırakanların, yetkiyi alınca ilk iş olarak kul hakkına göz dikenlerin maskesini düşürmek bizim gazetecilik namusumuzdur.
Varsın onlar kendi kurdukları yalan ağlarında debelensinler. Biz o ağları yırtıp atmaya, gerçekleri yüzlerine vurmaya devam edeceğiz.
Çünkü bu topraklarda kural değişmez: Büyük güç, ahlaktan yoksunsa, sadece büyük şerefsizlik getirir uleyn!











Yorumlar kapalı.