Sevda Güneş Kıran

DOĞAN

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sekiz yaşında.

Adı Doğan.

Tokat’tan.

Babası yok.

Bu cümle bu ülkede yarım kalmaz.

Çünkü biz biliriz…

Bazı yokluklar aslında bir varoluşun bedelidir.

Evet, bir sandalye boş o evde.

Evet, bir ses eksik.

Evet, bir el artık tutulamayacak.

Ama o masa, o ev, o çocuk

bu milletin ayakta kalmasının sebebidir.

Biz bazen yanlış yaparız.

Acıyı sadece törenlere sıkıştırırız.

Bayrak asar, nutuk atar, sonra dağılırız.

Ama gerçek şehitlik orada bitmez.

Gerçek şehitlik,

Doğan’ın sabah kalkıp okula gitmesidir.

Başını eğmeden.

Eksik ama eğilmeden.

Çünkü o çocuk sadece babasını kaybetmiş bir çocuk değildir.

O çocuk, bir adamın yarım bıraktığı nöbetin devamıdır.

Kimse Doğan’a sormadı, doğru.

Ama bu millet de varlığını kimseye sorarak kurmadı.

Bedeller ödendi.

Ağırdı.

Hâlâ ağır.

Ama bu topraklar,

bedel ödemeyi göze alanların omzunda durur.

Doğan o omuzlardan biridir artık.

İster istemez.

Erken büyüyerek.

Bu bir adalet midir?

Hayır.

Ama bu bir hakikattir.

Ve o hakikat şudur:

Bazı çocuklar oyuncakla değil,

emanetle büyür.

Babası ona bir miras bıraktı.

Bir soyadı değil sadece.

Bir duruş bıraktı.

Bir bayrak bıraktı.

Şimdi mesele şu:

Biz Doğan’a sadece acıyarak mı bakacağız?

Yoksa onun taşıdığı yükün farkına varıp

ona layık bir ülke mi olacağız?

Çünkü şehitlik,

sadece toprağa düşenin değil,

geride kalanın da imtihanıdır.

Ve biz o imtihanda

sadece ağlayarak geçemeyiz.

Ayağa kalkmak zorundayız.

Doğan için.

Onun gibi binlercesi için.

Ve bu toprakların bir daha

sahipsiz kalmaması için.

Sekiz yaşında.

Adı Doğan.

Babası yok.

Ama bir milleti var.

DOĞAN
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Halk Meclisi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin