Demokrasi…
Sadece sandığa gidip zarfa mühür basmak değildir.
O zarfa umut koyarsın. İnanç koyarsın. Güven koyarsın.
En çok da “emanet” koyarsın.
Vatandaş oy verirken aslında şunu söyler:
“Ben sana değil sadece… Senin durduğun yere güveniyorum.”
İşte tam da bu yüzden, seçimden sonra parti değiştiren siyasetçi yalnızca rozet değiştirmiş olmaz.
Emanet satmış olur.
Dün meydanlarda başka slogan atanlar… Bugün başka kürsülerde alkış tutuyor.
Dün “Bu düzen değişecek” diyenler… Bugün düzenin tam ortasında poz veriyor.
Ve adına da siyaset diyorlar.
Yok öyle yağma…
Eğer hizmet sadece iktidarın yanında yapılabiliyorsa, o zaman neden seçim zamanı muhalefet bayrağıyla sokak sokak dolaştınız? Neden insanların kapısını çalıp umut dağıttınız? Neden partinizin emekçileri sizin için sabahlara kadar çalıştı?
Seçim bittikten sonra saf değiştirmek; sadece parti değiştirmek değildir.
Bu, seçmenin iradesini arkadan dolaşmaktır.
Çünkü vatandaş sadece “Ahmet Bey iyi adamdır” diye oy vermedi. O oyun içinde bir fikir vardı. Bir dünya görüşü vardı. Bir duruş vardı.
Şimdi çıkıp: “Ben yoluma başka yerde devam edeceğim” demek…
Kusura bakmayın ama siyasi ahlakla açıklanamaz.
Bu düpedüz koltuk konforudur.
Bugün Türkiye’de siyasetin en büyük krizlerinden biri budur zaten.
İdeolojilerin yerini hesaplar aldı. Davaların yerini kariyer planları aldı. Milletin iradesi ise bazıları için adeta ikinci el pazarı oldu.
Kim daha güçlü? Kim daha avantajlı? Kim hangi koltuğu garanti ediyor?
Bütün hesap bu…
Ama unuttukları bir şey var.
Millet bazen susar… Ama unutmaz.
Sandık günü geldiğinde öyle bir cevap verir ki; Dün alkış isteyenler, Bugün sokağa çıkacak yüz bulamaz.
Çünkü bu ülkede asıl transferi yapan halktır.
Ve halk… Bir kere gözünden düşeni, Bir daha omzuna çıkarmaz.












Yorumlar kapalı.