24 Nisan…
Dünya yine aynı cümleyi kuruyor:
“Ermeni Soykırımı.”
Tek taraflı bir hüküm.
Tek taraflı bir hafıza.
Peki soralım:
Tarih gerçekten mahkeme kararı olmadan mı yazılır,
yoksa güçlü olanın sesi daha gür çıktığı için mi?
I. Dünya Savaşı…
Osmanlı Devleti dört bir yandan sıkıştırılmış.
Ama asıl kırılma içeride.
Van İsyanı…
Nisan 1915.
Şehir içinde başlayan silahlı kalkışma, Rus ordusunun ilerleyişiyle birleşti.
Amerikalı misyoner Clarence Ussher hatıralarında, şehirdeki çatışmaları ve kontrolün nasıl el değiştirdiğini detaylı şekilde anlatır.
Bu, sadece “Osmanlı anlatısı” değildir.
Kars, Ardahan, Erzurum hattı…
1918’de geri çekilen Rus kuvvetlerinin ardından bölgede büyük bir otorite boşluğu oluştu.
Bu dönemde yaşananlar, sadece yerel hafızada değil, askeri raporlarda da yer aldı.
Osmanlı komutanlarından Kazım Karabekir, Doğu’daki hatıralarında; köylerin yakıldığını, sivil halkın hedef alındığını, bölgenin adeta boşaltıldığını anlatır.
Bu anlatılar tek başına yeter mi?
Hayır.
Ama görmezden gelinebilir mi?
Asla.
Bir başka örnek:
Kars ve çevresindeki çatışmalar…
Bölgedeki Müslüman nüfusun büyük kısmı ya göç etmek zorunda kaldı ya da hayatını kaybetti.
Bu sadece bir tarafın trajedisi değildir.
Şimdi gelelim en kritik noktaya.
“Soykırım” kelimesi…
Bu bir slogan değil.
Bir hukuk tanımı.
Birleşmiş Milletler tanımına göre;
planlı, sistematik ve yok etme niyeti gerekir.
Peki soralım:
Bu niyeti açıkça ortaya koyan kesin bir devlet emri nerede?
Hangi uluslararası mahkeme bu konuda bağlayıcı bir karar verdi?
Yok.
Ama siyasi kararlar var.
Parlamento oylamaları var.
Ve tekrar edilen bir etiket var.
Evet…
Tehcir oldu.
Evet…
Büyük acılar yaşandı.
Ama aynı dönemde, Doğu’da yaşayan Müslüman halkın yaşadıkları neden bu kadar sessiz?
Tarih sadece bir tarafın gözyaşıyla yazılırsa,
o artık tarih değil, propaganda olur.
Dün Ermenistan’da bir Türk bayrağı yakıldı.
Bir sembole saldırarak geçmişi temize çekemezsiniz.
Ateş, hakikati yakmaz.
Sadece öfkeyi büyütür.
Bizim meselemiz inkâr değil.
Bizim meselemiz eksik anlatıya itiraz.
Eğer gerçekten yüzleşme isteniyorsa:
Arşivler tamamen açılacak
Her iki tarafın kayıpları konuşulacak
Siyasi değil, bilimsel bir zemin kurulacak
Çünkü Türk milleti şunu bilir:
Hafıza, sloganla silinmez.
Ve tarih…
Eninde sonunda, en çok bağıranı değil,
en çok kanıtlayanı yazar.











Yorumlar kapalı.