Balın İçine Konan Zehir: Dizilerle Normalleştirilen Nikâh Kargaşası
Yine bir televizyon dizisi… Yine milyonların zihnine azar azar bırakılan bir toplumsal zehir… Yine aile kurumunu, hukuku, ahlâkı ve devlet düzenini sulandıran saçma sapan replikler.
Senaryo şu: Yıllar önce sözde “dini nikâhla” birleşmiş iki kişi var. Kadın başka biriyle resmi evlilik yapmış. Aradan yirmi yıl geçmiş. Sonra eski sevgili ortaya çıkıyor ve diyor ki: “Ben seni boşamadım, nikâhımız hâlâ sürüyor.”
Bu cümle bile başlı başına cehalet manifestosudur.
Çünkü nikâh dediğiniz şey bir akittir. Yani sözleşmedir. İki insanın toplum önünde, şahitler huzurunda, hak ve sorumluluklar çerçevesinde kurduğu hukuki bağdır. Bunun özü sorumluluktur, kayıt altına alınmadır, ilan edilmedir, karşılıklı hakların korunmasıdır.
Nikâhın “dinisi” ve “resmisi” diye iki ayrı özü yoktur. Nikâh nikâhtır. Çağın düzeninde bunun karşılığı resmi kayıttır. Devlet kayıt altına almıyorsa; miras, nafaka, velayet, mal paylaşımı, çocuk hakkı, kadın güvencesi, soy bağı nasıl korunacaktır?
Bugün arabayı bırakıp deveye binmeyenler, telefonu bırakıp dumanla haberleşmeyenler, iş nikâha gelince bir anda yüzyıllar öncesinin dağınık sosyal yapısını savunuyor. Bu samimiyet değildir. Bu çıkarcılıktır.
Kadının Hakkını Kim Koruyacak?
Kayıtsız birlikteliklerin en ağır yükünü daima kadın taşır. Sonra çocuk taşır. Sonra toplum taşır.
Bir anlaşmazlık çıktığında elinde belge olmayan kadın ne yapacak? Çocuk hangi statüyle korunacak? Mal paylaşımı nasıl olacak? Erkek inkâr ederse ne olacak?
İşte bu yüzden medeni nikâh, sadece bir prosedür değil; bir medeniyet kazanımıdır.
Resmi nikâh, tarafların hakkını korur. Devlet güvencesi sağlar. Her yerde geçerlidir. Toplum önünde ilan edilir. Suistimale kapalıdır.
Bu nedenle açık söylüyorum:
Resmi nikâh, sözde dini nikâhtan üstündür.
Çünkü adalet üretir.
Çünkü güvence üretir.
Çünkü hukuk üretir.
Çünkü kadını ve çocuğu korur.
“İmam Nikâhı” Diye Bir Alan Açıldı
Bugün bazı çevreler “imam nikâhı” kavramını, birden fazla ilişkiyi meşrulaştırma aracı gibi kullanıyor. Oysa tarihsel olarak nikâh zaten toplum önünde yapılan akittir. Bugün bunun kurumsal karşılığı devlettir.
Devletin kaydetmediği, hukukun tanımadığı ilişkileri kutsallaştırmak; düzen kurmak değildir, düzensizlik üretmektir.
Yarın biri çıkar “devrimci nikâh” der. Öteki “kilise nikâhı” der. Başkası “şaman nikâhı” der. Sonuç ne olur?
Parçalanmış hukuk, zayıflamış aile, korunmasız kadın, mağdur çocuk.
Diziler Neyi Yapıyor?
Toplumsal çürüme bir günde başlamaz. Kimse size “al bu zehri iç” demez. Zehri balın içine koyarlar.
Diziler, sosyal medya içerikleri, magazinleştirilmiş fetvalar… Hepsi aynı yöntemi kullanır. Önce güldürürler. Sonra alıştırırlar. Sonra normalleştirirler.
Bir millet yanlışlara bir anda teslim olmaz; azar azar teslim alınır.
Son Söz
Eğer bir ülkede resmi nikâh küçümseniyor, kayıt dışı birliktelikler romantize ediliyor, kadın hakkı ikinci plana itiliyorsa orada mesele din değildir; mesele çıkar düzenidir.
Nikâh ciddiyettir. Nikâh sorumluluktur. Nikâh hukukla güç kazanır.
Gelin lafı dolandırmayalım:
Aileyi koruyan şey slogan değil, kayıttır.
Kadını koruyan şey hamaset değil, hukuktur.
Toplumu koruyan şey romantik masallar değil, devlettir.
Yoksa ha bu sapukluklarla uğraşacağuz da… Karadeniz tabiriyle söyleyelim: Uşağum, akıl da bir nimettur, kullanasunuz!




Yorumlar kapalı.